Pofo
  • ANASAYFA
  • HAKKIMIZDA
    • İCAF HAKKINDA
    • ÖYKÜMÜZ
  • ICAF
    • ÇİZGİ ROMAN
    • KARİKATÜR
    • ANİMASYON
    • TASARIMCILAR
    • YAYIN EVLERİ
    • GRAFFITI
    • ATÖLYE VE SÖYLEŞİLER
    • GAMING
    • FANZİNLER
    • MİZAH DERGİLERİ
  • 2025
  • SANATÇILAR
  • GALERİ
  • SPONSORLAR
  • İLETİŞİM
  • ENGLISH
  • DSM BİLET
© 2023 PUHU Creative. All rights reserved
Öykümüz

X kuşağının bir ferdi olarak, ailemle birlikte Almanya'da yaşarken ilkokula başlamak üzere Ankara'ya, anneannem ve dayımın birlikte yaşadığı Emek Mahallesi'ne taşındım. Henüz okumayı bilmezken evdeki en büyük uğraşım, dayımın renkli dergileri, ciltlenmiş Hayat dergileri ve Cumhuriyet Ansiklopedisiydi. Malum, o dönem televizyon yalnızca akşamları yayın yapan tek kanallı bir kutuydu. Kısacası benim için her şey görsellerle başladı.

Mahallenin güçlü, parkalı, liseli abileri ise ellerinde boya kutularıyla polis görmeden duvarlara sloganlar yazıyordu. Evdekilere, "Burada ne yazıyor?" diye sorar, onların anlattıklarını gördüğüm kelimeler ve görsellerle eşleştirerek çözmeye çalışırdım. Otobüsle bir yere gidip gelirken de her yazıyı, her kelimeyi sorar, görselleri harflerle birleştirmeye başlardım.

İşte o yıllarda ilk kez Arı Sineması'na gidip büyülenmiştim. Ardından Arılar Pastanesi, Yüksek Pastanesi derken sıra ilkokula geldi. Okuma yazmayı çok hızlı bir şekilde öğrenmem de bu görsel ve kelime merakım sayesinde oldu.

Bu ortam bana, dönemin politik yoğunluğuna paralel olarak, evlerde ya da merdiven altı atölyelerde basılan dergileri karıştırma imkanı sundu. Bunu fark eden dayım, her on beş günde bir Bahçelievler Son Durak, 25. Sokak, 8. Cadde, 7. Cadde'deki kitapçılardan bana kitaplar almaya başladı. Başkan Yayınları'nın kitapları ve özellikle Langelot serileri beni büyülüyordu. İsviçreli Robinsonlar ise en az on kez okunarak hayal dünyamı iyice renklendirmiştir. Anneannemin fotoromanları bana sıkıcı gelse de görsel açıdan çok etkileyiciydi. Konular genellikle aşk olduğundan, beni heyecanlandıran sayıları çok azdı.

Tam da bu dönemde, büyük dayımın evine gidip gelirken kuzenlerimin çizgi romanlarını keşfettim. Teksas, Tommiks, Mister No, Kızıl Maske, Kaptan Swing, Jeriko, Conan, Zagor, Alaska, Vampirella, Yüzbaşı Volkan, Flash Gordon, Mandrake, Tom Braks, Zembla. Hepsi bir anda hayatıma girdi. İki divanın altına saklanmış yüzlerce çizgi roman vardı. Evden çıkarmama izin yoktu ama orada doyasıya okumama ses çıkarmıyorlardı. Bu türün ülkemizdeki genel adı da zaten "Teksas-Tommiks" idi.

O dönem Vampirella'ya âşık olduğumu, Mister No olmak istediğimi, Kaptan Swing ve dostlarının maceralarına hayranlıkla daldığımı çok net hatırlıyorum. Kızıl Maske'nin kurukafa mağarası ve vurduğu yerde imzasını bırakan yüzüğü bana inanılmaz havalı gelirdi. Sokakta çocukların kendi aralarındaki mahalle savaşları, "cıv cıvalar" ve "tüf tüfler" uçuşurken, büyükler ise ne yazık ki birbirlerine gerçek silahlarla pusular kuruyordu.

Kalaycıları izlemek, su kamyonuna asılmak, tornet yapmak elbette keyifliydi ama en büyük tutkum çizgi roman takasıydı. Gazetelerin fotoromanlarıyla başlayıp bant çizgi romanlarıyla devam eden maceraların dünyası vardı önümde. Ve Çarşaf Dergisi. O zaten bambaşka, efsanevi bir serüvendi.

 

 

Sonra yıllar geçti ama ben çizgi romanı hiç bırakmadım. Saint Michel'deki eğitimimden sonra ilk kez frankofon çizgi romanlarla tanıştım. Erkek lisesi yıllarımda ise yetişkinlere yönelik çizgi romanlar girdi hayatıma; artık her şey çizgi odağında gelişiyordu. Doğal olarak, sarı mizah dergileri de yoğun bir şekilde hayatımızın parçası oldu. Her hafta büyük bir heyecanla o günün gelmesini bekler, yeni sayıyı alır, yanında simitle vapura binip sessiz bir köşede Tır Tır, Fırt, Leman, Hıbır, Limon, Pişmiş Kelle okurdum. Çok karalardım, çizmeyi de çok severdim ama çizgilerim hep bana özel kaldı. Sinemadan asla vazgeçmedim; yaşı kaç olursa olsun çizgi filmlerden de.

2005 ve 2007'de doğan oğullarımıza okumayı sevdirmek için eşimle birlikte yeniden çizgi romanlara yöneldik ve başarılı olduk. Onlar her gece uyumadan önce okumaya başladılar.

Derken 2015'te zihnime bir soru düştü: "Çizgi roman okuyan başka kimler var?" Oğullarımın basketbol antrenmanlarında, beklerken çizgi roman okuyan babalara rastladım. Otobüste, vapurda, kumsalda, parkta okuyanları gördüm. Gözümü açınca aslında her yerde olduklarını fark ettim. Aynı dönemde, İstanbul'un 1980'lerden sonra hızla artan renksiz betonlaşma hikâyesine rengârenk imzalar atan grafiti sanatçılarını da birey olarak merak etmeye, tanımaya karar verdim. Animelerin yükselen temposu, Mad Max'lere, Star Wars'lara uzanan tutkulu bekleyişler, ardından gelen Game of Thrones ve The Lord of the Rings ile teknolojinin görselliğe doğru dev bir adım atışı. Tüm bunlar zihnimde birleşti.

 

İlk 5 yıl:
Festivalin ilk yıllarında;

  • Çizgi romanlar, sahaflar, çizgi roman dükkânları ve yayıncılar,
  • Yerli ve yabancı grafiti sanatçıları,
  • Kısa metraj ödüllü anime filmleri ve animasyon gösterimleri,
  • Sarı mizah dergileri ve düzenli yayın yapan dergiler,
  • Fanzinciler,
  • Karikatüristlerden tasarımcılara kadar çizgiye emek veren pek çok isim bir araya geldi.

Seminerler, çizim atölyeleri düzenledik; hatta destekçilerimiz sayesinde zaman zaman konserlere de ev sahipliği yaptık.

2016 - 2018 arasında festival, Saint Joseph Mezunlar Derneği, Club Quartier Moda ve All Saints Moda Kilisesi'nde Kadıköy Moda sahilinde gerçekleşti. 2018'de ise Ankara'da ACAF adıyla çok keyifli bir festival düzenlendi.

2019'da Ortaköy Feriye Sarayı, Ortaköy Yetimhanesi, Kethüda Hamamı ve Beşiktaş Belediyesi'nin katkılarıyla festival farklı mekânlarda hayat buldu.

2020'de pandemi nedeniyle festivali dijital ortama taşıdık; Instagram üzerinden canlı yayınlarla evlere misafir olduk.

2021 ve 2023'te Müze Gazhane'nin desteğiyle Hasanpaşa'ya dönen festival, yeni kategorilerle genişledi: dijital tasarım, NFT ve "telif, sanat ve blockchain" üzerine panellerle çizginin yeni ufuklarını konuştuk.

Bugün hâlâ üretmeye, yaratmaya, buluşturmaya ve organize etmeye devam ediyoruz. İCAF'a katılmak ya da eser ve fikirleriyle destek vermek isteyen herkese kapımız daima açık.

 

 

"HER ŞEY ÇİZGİNİN GÜCÜ ADINA"

Sevgilerimle,

Alper Sesli

© 2023 İCAF is Powered by PUHU Creative.
icaf